Bu çalışma, Japonya’nın Sakoku dönemini (1603-1868) geleneksel “kapalı ülke” anlatısının ötesinde, bilinçli bir devlet projesi olarak yeniden incelemektedir. Çalışmanın amacı, bu dönemin pasif bir izolasyondan ziyade, iç istikrarı sağlama ve egemenliği koruma hedefine yönelik proaktif, seçici ve hiyerarşik bir dış politika stratejisi olduğunu ortaya koymaktır. Niteliksel tarihsel analiz yönteminin
kullanıldığı bu makalede, konu ile ilgili kaynaklarından elde edilen veriler sentezlenerek, Savaşan Beylikler Dönemi’nin kaosundan Tokugawa rejiminin kuruluşuna ve Meiji Restorasyonu’na uzanan süreç bütüncül bir yaklaşımla ele alınmıştır. Çalışmanın temel bulguları, Tokugawa Şogunluğu’nun, Bakuhan ve Sankin-kotai gibi iç kontrol mekanizmalarıyla mutlak bir iç barış tesis ettiğini göstermektedir. Dış politikada ise Çin merkezli (Sinocentrism) dünya düzenini reddederek Kore, Çin, Ryukyu Adaları ve Hollanda ile kendi belirlediği şartlarda kontrollü ilişkiler sürdürmüştür. Bu düzenin, 19. yüzyılda Komodor Perry’nin gelişi ve dayatılan “eşitsiz antlaşmalar” ile sarsıldığı, Şogunluğun meşruiyetini yitirmesinin “İmparatoru şereflendir, barbarları kov” (Sonnō jōi) sloganıyla başlayan bir iç isyanı tetiklediği ve bu sürecin Japonya’yı modernleşmeye iten Meiji Restorasyonu ile sonuçlandığı tespit edilmiştir. Bu çalışma, Sakoku dönemini bir durağanlık devri yerine, değişen küresel dinamiklere karşı ulusal egemenliği korumaya yönelik özgün bir model olarak sunarak literatüre katkı sağlamaktadır.
This study re-examines Japan’s Sakoku period (1603–1868) beyond
the conventional “closed country” narrative, framing it instead as a deliberate state
project. The primary aim is to demonstrate that this period did not represent passive
isolation, but rather a proactive, selective, and hierarchical foreign policy strategy
designed to ensure internal stability and preserve sovereignty. Employing a
qualitative historical analysis method, the article synthesises data from relevant
sources to address the transition from the chaos of the Warring States period to the
establishment of the Tokugawa regime and the eventual emergence of the Meiji
Restoration, adopting a holistic approach. The key findings reveal that the
Tokugawa Shogunate succeeded in establishing A state of internal peace through
internal control mechanisms such as Bakuhan and Sankin-kōtai. In foreign policy,
the Shogunate rejected the Sinocentric world order, instead maintaining controlled
relations with Korea, China, the Ryukyu Islands, and the Netherlands on its own
terms. This order was disrupted in the nineteenth century with the arrival of
Commodore Perry and the imposition of “unequal treaties.” The Shogunate’s loss
of legitimacy triggered Shogunate sparked internal revolt, epitomised by the slogan
“Revere the Emperor, Expel the Barbarians” (Sonnō jōi), culminating in the Meiji
Restoration that propelled Japan towards modernisation. This study contributes to
the literature by presenting the Sakoku period not as an era of stagnation, but as a
unique model aimed at safeguarding national sovereignty in the face of shifting
global dynamics.